ASİS, Ar-Ge Merkezi’nde icat 4.0 devrimini yapıyor


Yusuf Kaya

Asis Otomasyon ve Akaryakıt Sistemleri AŞ.

Genel Müdürü

Asis Otomasyon kimdir, kısaca şirketinizden bahsedip faaliyetlerinizi anlatır mısınız?
Asis, akaryakıt sektörü başta olmak üzere, birçok sektöre yönelik otomasyon sistemleri, teknolojik hizmetler, donanım ve yazılım çözümleri üretmekte, ürettiği tüm ürün ve hizmetlerin, imalat, montaj ve satış sonrası hizmetlerini vermektedir. Esnek yapısı sayesinde akaryakıt sektörünün ihtiyaçlarına cevap vermesinin yanı sıra müşterilerine kişiye veya talebe özel tailor-made olarak adlandırdığımız hizmetler de sunabilmektedir.
Ürünlerimizi kendi üretim bantlarında hazırlayarak yerli üretimin artmasına destek olmaktayız. Bizim Asis olarak bitmiş ürün ithalatımız yok. 2017 yılında hizmete açtığımız, 5746 no’lu Ar-Ge ve Tasarım Merkezlerinin desteklenmesine ilişkin kanun kapsamında Ar-Ge Merkezi olarak tescil edilmiş Türkiye’nin 944. Ar-Ge Merkezi binası ile teknolojiden üretime tüm süreçleri kendi bünyemizde gerçekleştirmekteyiz. Akaryakıt sektörüne sunduğumuz yazılım ve donanımların yanı sıra yalnızca tüm sektörlere hitap edecek buluş, icat ve çalışmalar yapmaktayız.
Biz, teknoloji üretiyoruz. Ürünlerimizin hepsini yenilikçi teknolojinin tüm imkânlarını kullanarak üretmekteyiz. Türkiye’de 18 dağıtım şirketine ve toplamda 4.000’nin üzerinde istasyona hizmet veriyoruz. Türkiye genelinde kamu, kurumsal ve diğer özel projeler ile birlikte 7.000’e yakın çalışan sistemimiz bulunuyor. Türkiye’de göstermiş olduğumuz başarıyı uluslararası platformda da başarmak adına faaliyetlerimizi artan bir ivmede sürdürmekteyiz.

Ar-Ge ve inovason çalışmalarında daha çok ağırlık verdiğiniz hususlar nelerdir?
İnovasyon, doğru yerde ve doğru ihtiyaca yönelik kullanılması gereken aslında çok da karışık olması gerekmeyen bir kavram. Kullanılmakta olan veya kullanıma sunulan ürün ve hizmetlerde kolaylaştırıcı yaklaşımlar sunmaktır. Bu tanım bir kazan-kazan durumu ortaya çıkarıyor. Hem inovatif yaklaşımlar ile insanlığa hizmet edebiliyorsunuz hem de ticari kazanç elde etmenin imkânı ortaya çıkıyor.
Asis olarak Ar-Ge’yi iki ana yaklaşımla değerlendirmekteyiz. Bunlardan ilki dünyada yaşanan teknolojik gelişimlerin millileştirilmesidir. Devinen ve sürekli gelişen dünya teknolojilerine Türkiye olarak gereken önemi vermeyi, hızla koşan bu yenilikleri yakalamak ve bu teknolojilerin millileştirilmesinin sağlanmasını bir vatanseverlik görevi olarak addediyoruz. Millileştirme çalışmaları mühendislerimiz tarafından dikkatlice incelenen sektörel ihtiyaçlar baz alınarak ve TÜBİTAK yönergeleri izlenerek yapılmaktadır.
Diğer yaklaşımımızda ise buluş niteliğinde, geleceğe yönelik ve çok disiplinli bilimsel temellere sahip çalışmalar yapmaktayız. Böylelikle dünya teknolojisini takip eden değil, dünya teknolojisine yön veren olarak var olmak istiyoruz. Bizi de en çok heyecanlandıran bu tarz uzun soluklu ve çok disiplinli projeler. Bunlara en iyi örnek Robot teknolojisidir. Robotics; en yeni ve en karmaşık algoritmaların içinde olduğu bu algoritmaları mekanik ihtiyaçlarla beraber yönlendirildiği ve yönetildiği, mekanik, elektronik, yazılım mühendisliğinin yanı sıra matematik ve fizik bilim insanlarının da beraber çalıştığı muhteşem bir teknoloji Aurora’sı gibidir. Bu Aurora’nın içinde görsel, ses, sensörler, mekanik muhteşem çözümler ve en önemlisi derin öğrenme ve yapay zeka algoritmalarıdır. Bilimsel olarak muhteşem bir bilgi aurora’sını yöneterek robot projeleri geliştiriyoruz. Şirketimizin ve ülkemizin geleceğini Ar-Ge çalışmalarında ve bu çalışmaların getireceği ara ve hedef sonuçlarında görüyorum.

Cironuz içinde Ar-Ge’nin payı nedir? Bu ciro içinde Ar-Ge ve inovasyon çalışmalarına ne kadar harcama yaptınız?
Ar-Ge Asis Otomasyonun temel taşlarından biridir. Biz firma olarak teknik kökenliyiz. Ar-Ge de her zaman için işimizin ayrılmaz bir parçası olmuştur.
500 çalışanı olan Asis şirketler grubunun yaklaşık %30’u Ar-Ge birimlerinde istihdam edilmektedir. Aynı oran Asis Otomasyonda da geçerlidir. Geçen yıl duyurusunu yaptığımız Asis Ar-Ge merkezi binamızı 2017 Aralık ayında hizmete açtık. Yaklaşık 2.000 m² kapalı alan ve 1.400 m² açık alana sahip Asis Ar-Ge Merkezinde, 8 adet proje geliştirme deney laboratuvarı, tam donanımlı 2 adet gelişmiş test ve 1 adet prototipleme laboratuvarı bulunmaktadır.
Ayrılan Ar-Ge bütçesinin toplam ciromuza oranı her yıl ortalama %20 seviyesinde belirlenmektedir. Büyüyen Ar-Ge kadromuzu ve bütçesini 2021 yılına kadar toplam büyüklüğümüzü, ROBOSİS Robot Araştırma Merkezimizle beraber, %160 arttırmayı hedeflemekteyiz. 2021 yılında muhtemel bütçemizin %40’a yakınını Ar-Ge bütçesinin oluşturacağını planlamaktayız. Ar-Ge çalışmalarımızın maliyetlerinin şirketlerimiz cirolarına yansıması bir takım riskler içeriyor olsa da sonuçlarından oldukça memnun olduğumuzu söyleyebiliriz.

Ar-Ge merkezinizin çalışmaları hakkında bilgi verir misiniz?
Yeni Ar-Ge binamız 2017 yılında hizmete girdi ancak biz Ar-Ge faaliyetlerimize kurulduğumuz günden beri aralıksız devam etmekteyiz. Uydu sistemleri, ödeme sistemleri, mobil uygulamaları IOT, yapay zeka, robotics, gömülü sistemler, görüntü analizi ve sensör teknolojileri Ar-Ge merkezimizde çalıştığımız ana başlık ve konulardır.
Dijitalleşme ve nesnelerin interneti (IoT) kavramları üzerinde yürütülen Ar-Ge faaliyetlerimiz kapsamında iletişim protokolleri, veri analitiği, robotik, yapay zeka ve ilgili alanlardaki uzmanlıklarımızın arttırılması için ekstra çalışmalar yürütmekteyiz. Üzerinde çalıştığımız ve sektöre sunacağımız çok enteresan projelerimiz var. Bu projelerden bazıları artık proje statüsünden çıkıp gerçekleşme noktasına geldiler. Bu çalışmalarımız tamamlandıkça bunları kullanıma sunacağız.
Akaryakıt sektörü için geliştirdiğimiz ve uluslararası patentlere sahip devrim niteliğinde bazı ürünlerimiz üretim aşamasına geldi ve akaryakıt sektörümüze tanıtımlara başlayacağız.
Ar-Ge merkezimizde savunma sanayi için insansız kara aracımız, güvenlik robotumuz ve sosyal uygulama robotumuz olmak üzere 3 ana robot projesi yürütülmektedir. 6 ay gibi yakın zamanda otonom yetenekleri ile görücüye çıkmaya başlayacağız.

Eklemek istedikleriniz:
Ar-Ge ve Ar-Ge’ye bağlı teknoloji üretim kapasitesinin arttırılması milli bir konudur. Türkiye’nin yakın ve orta vadede bilimsel temellere dayanan araştırma geliştirme kavramına kendine ait bir felsefe ile yaklaşması gerekiyor. Böylece bu felsefe ve hedefler ile uluslararası güçlü ülke kategorisinde yer almamız tarihte mikro denilen 10-15 yıllık bir süre içinde mümkün olacaktır. Aynı zamanda kaybedecek zamanımızın da olmadığını belirtmek isterim keza yarın başlamak geç bile olabilir.
Ben ve ekibim araştırma geliştirmeyi, bilimsel odaklı düşünmeyi ve bu çizgilerde ürün ve hizmetler geliştirmeyi seviyoruz. Biz, İCAT çıkartmaya devam edeceğiz.